15 Aralık 2016 Perşembe

İnsan Egosu, Doğa Süreçleri Ve Bir Takım Şeyler...

Bir yazı dolanıyor doğa yürüyüşü gruplarının sayfalarında. Özetle; yediğimiz şeylerin tohumlarını toplayalım gidip yürüdüğümüz yerlerdeki ormanlara atalım.

13 Temmuz 2015 Pazartesi

Dengesizlik mi dedi biri? Canım benim, gel buyur oturup konuşalım…

Off kafam çok karışık. Yazmasam kusacağım. Acayipliklerim yine hat safhada… Ve yine eleştiriliyorum… Her zamanki gibi… Neden mi? Anlatayım…

16 Mayıs 2013 Perşembe

Yas İptali ve Ardından

Canım ya! 19 Mayıs etkinliklerine yas iptali koymuşlar. Yas tamam, tutarız. Biz de o yürek var da, siz de o şeref yok işte. Siz anca göbek atar kıvırırsınız. Mayıs ayında 19. gün yok diyeceksiniz utanmasanız.
Utanmak mı? Hmmm...
Arlanmazlar sizi!
Arsızlar!

Bunu demiştim sosyal medyada bir kaç gün önce.

15 Nisan 2013 Pazartesi

"Ot" dediğin şey senin yaşam kaynağın!

Ot. Yabanisinden, dikenlisinden.
 Algılaması neden bu kadar güç gelir insanlara anlayamıyorum. Ot deyip beğenmedikleri şey, güneş ışığı sayesinde besin üretebilen tek varlık. Birincil düzeyde enerji işleyicisi. Ne demek peki birincil düzey?

Bitki denen yaşam formu insan canlısının yapamadığı muhteşem bir şey yapıyor bünyesinin içinde. Fotosentez! Ne demek fotosentez? Adı üstünde, "foto" ya kısaca ışık, "sentez"e de birleşim diyebiliriz. Yani bu canlı hücreleri içinde ışık işliyor! Ya sevgili gelişmiş insan, neymiş yani, ot dediğin şey senin asla yapamayacağın bir şeyi yapıyor.

29 Mart 2013 Cuma

Hayat Dışarda!

Bir proje bütçesi üstünde çalışırken ne kadar rahat olduğumu farkettim geçen gün. Projesini benim çizdiğim, içeriğini ve eğitim programını bir arkadaşımın hazırladığı bir proje bu. Fikir olarak evet benim için çok kıymetli. Az buz değil, derdimiz çocukları doğaya çıkarmak. Güzel tabi böyle bir projenin uygulamasını yapabilmiş olmak.

1 Mart 2013 Cuma

Düşüncelerin Kuklası

Lise yıllarım geldi aklıma nedense.
Halbuki eskileri anacak kadar yaşlı da değilim.
Hastalıklı düşüncelerden kaçmaya çalışırken,
Kıt beyinlerin duvarlarına tosladığımdan olsa gerek,
Bir yalnızlık düştü içime.
Biraz da güvensizlik gibi sanki.
Kadıköy Anadolu hatıralarım çekti aldı beni boşluktan.

18 Eylül 2012 Salı

Sistem Artığı

Bu sistem beni yutuyor. Nefes alamıyorum artık. Dağlarıma gitmek istiyorum.

Bir şeye sahip olmak suç bu sistemde. Ev, araba, su, elektrik, kaldırım, sokak, kedi, çöp, toprak... Evet sahip olduğun toprağa bile verği alıyor sistemin uşakları. Sanki toprağa mineralini, havaya suyunu veriyorlar da kendi mallarıymış gibi allahın toprağından vergi alıyorlar!

İmdat.

1 Temmuz 2012 Pazar

Zamanı Satın Almak

Peyzaj Mimarı olarak bitkisel tasarımları yaparken n'apıyoruz? Yapısal tasarımı bitiriyoruz ve ardından başlıyoruz yuvarlak yuvarlak ağaçları çizmeye. Şu ağaç mavi ladin olsun, yaklaşık fidan yaşı 10 yıl olsun, dikkat çekme öğesi olsun, koyu yeşil fon önünde masmavi göze batsın vb. Bitkisel tasarım bittikten, proje onaylandıktan sonra n'apılıyor? Düşülüyor yollara bir fidanlığa gidiliyor. Bitkiler şeçilmeye başlanıyor, peyzaj değeri en yüksek olanı, kök boğazı en kalın, yaprakları en parlak olanı ve mutlaka dikkat etmeli ki hastalığı olmasın. Tabi ki bir de ucuz olsun ki bitki üzerinden kar edilebilinsin.

29 Haziran 2012 Cuma

Kovuk

Bu kadar zor muymuş sade olmak?  Doğa anamın koynundan daha fazlasını istememek bu hayattan? Birileri kendi toplumu, kendi kültürü, kendi fikirleri doğrultusunda esir olurken, kafanı kaldırıp derin bir nefes almak... Bu kadar zor muymuş?

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Silybum marianum - Diken olma yolunda ilk adım...


Peyzaj mimarlıği basit bir doğa taklitçiliği olmamalı. Unutulmamalı ki biz peyzaj mimarları elimizi sürmeden de doğa çok güzel ve yaşanılabilir bir mekan. Doğanın parmağını bile değdiremediği, steril alanlar yaratmak değil bizim işimiz. Ama ne yazık ki  günümüz piyasasında doğa sömürücülerinin bir numarası peyzaj mimarları. Çünkü diğer meslek grupları bilmeden, bizse doğanın hassas dengelerini bilmemize rağmen bozuyoruz bu teraziyi ve şehirlere hizmet ediyoruz. (Bu dengelerin bilindiğini ümit ederek yazıyorum ya da belki de bilinmediğini... Hangisi daha kötü bilemedim.)

Ne mimarız biz, ne tasarımcı. Aslında bütüncül bir anlayışa, görüşe sahip olabilmeliyiz bu mesleği yaşarken. Ekolojiden anlamalıyız öncelikle, madem manzara (Peysage - Landscape - Peyzaj, tam türkçesi manzara) mimarıyız doğanın sesini mutlaka bilmeliyiz. Amacımız doğanın sesini taklit edip şehirlere indirgemek değil, doğanın sesini yükselterek varlığını ve bizim de onun bir parçası olduğumuzu insanlığa anlatmak olmalı.

Yeni bir doğa, ekosistem yaratamayız ama var olanla beraber yaşayabiliriz. Biz insanlarla doğa arasında ki bağ olmalıyız aslında; şehrin duvarları arasına sıkışarak süs havuzları yapıp, tropik bitkileri saksılara tepiştiren pazarlama oyuncakları değil!