| Foto Credit: GeceGezen |
Çalışmalarıma dayanarak bunun çok doğru bir eylem olarak görünmediğini söyleyebilirim sadece. Yazılacak çok şey var aslında, zirai ilaçlardan girip mikro ekosistemlerden çıkmak mümkün. Ancak bu terimsel bilgilerin açıklamasına girmeden, bütünü ele alarak azıcık insan egosu üzerine eğilmek istiyorum.
Yıllardır peyzaj ekolojisi ve planlaması üzerine çalışan bir araştırmacı olarak diyebilirim ki;
Öncelikli olarak doğal süreçlerin ve doğa korumanın gelişimi ile ilgili basitleştirilmiş olarak sırasıyla üç aşamada bahsedebilirim:
1)Tahrip edilmemiş doğa
2)Doğa koruma
3)İnsan eliyle doğa onarımı
Bu aşamaların birincisi insanlar tarafından tahrip edilmemiş doğayı anlatır ki bu aşama insan tarihinden çok çok öncesine uzanıyor. Müdahale edilmeden kendini sürdürebilen doğa olarak tanımlayabiliriz.
İkinci aşama insanların ürettiği doğa koruma kavramı şunu anlatır; evet tahrip ediyoruz bari öbür yandan koruyalım. Doğa koruma çok kapsamlı konudur ve çeşitli türleri vardır. Burada bu konuya girmeyeceğim sadece aşama olarak belirtmek istedim.
Üçüncü aşama ise korunan taraflar dışında tahrip edilmiş alanların onarılması ki bu da ciddi uzmanlık gerektirir. Çeşitli üniversitelerin çeşitli anabilim dallarının ortak çalışmaları ile ancak adım adım yürütülebilir. Başarıya ulaşmış projeler parmakla sayılabilecek kadar azdır.
Günümüzde ekologlar ve çevre bilimi adı altında bu konuyla alakalı uzmanlığı olanlar “doğa koruma” deyimini (Yani 2. Aşama) kullanmanın dahi yanlış oluğunu düşünmekteler. Biz ise insan eliyle basit bir yöntemle doğayı onarıp onaramayacağımızı tartışıyoruz (Yani 3. Aşama). Bırakın doğaya müdahale ederek doğayı düzeltmeye çalışmayı (3. Aşama), doğa koruma kavramının insanları rahatlattığını ve doğa tahribatını özendirdiği düşünülüyor (2.Aşama).
Yani biz ekologlar daha 2. aşamanın doğrulunu ve işlerliğini tartışırken, 3. aşamaya dahi dahil olamayacak bu hareketin savunulmasını anlayamıyorum. Bu ne yazık ki çok egoist ve ilkel bir düşünce biçimi.
Neydi 3. aşama: Çeşitli üniversitelerin çeşitli anabilim dallarının ortak çalışmaları ile ancak adım adım yürütülebilen ve çok uzun sürelerle çok emek harcanarak gerçekleştirilebilen projeler. Yani uzmanlık gerektiriyor.
Aslolan doğayı korunacak hale getirmemektir. Zaten atılan tohumlar muhtemelen çimlenmeyecektir. Ayrıca bu müdahaleler mikro ekosistemler için zararlı olabilecek şeyler. Bırakın doğal döngüleri, mikroorganizma hareketlerini dahi tam olarak çözebilmiş değiliz.
Yapabileceğimiz en iyi şey doğayı insan baskısından kurtarmaktır. Ne yazık ki yapılması planlanan bu eylem zaten can çekişen doğaya ek insan baskısı getirecektir. Evet, ormanda yürüyelim ama sadece ayak izimizi bırakalım. Yaban hayatı rahatsız etmeden sadece geçip gidelim. Bahsedilen yaban hayat içine ağacından hayvanına, yosunundan mikroorganizmasına her şey dahildir. Sizin doğaya her müdahaleniz bu baskıyı arttıracaktır.
Emin olun en iyisi izlemek, yapılan iyi işleri araştırmak, işi uzmanına bırakıp fikirlerini dinlemek ve doğanın geri dönüşüm mekanizmalarının muhteşemliğinin farkına varmaktır. Doğa başlı başına muhteşem bir sistem. Küçük "tüm"lerin oluşturduğu bu bütünün muhteşemliği nefes kesmeye zaten yetiyor...
İnsanoğlu naçizane bir zamanlar bu doğanın bir parçasıydı, ancak var olan egosu yüzünden bu hale geldi. Biz doğanın hâkimi değiliz ancak onun noktacık kadar bir parçası olabiliriz.
------------------------------------------------------------------------------------------------------
Not 1: "E çözüm?!" diyenler olmuş... Tırnaklarıyla çalışarak ekosistemleri düzeltmek için kendini paralayan insanlar var bu ülkede. Çok başarılı STK'ları var. Onlara destek olun. Gerek maddi, gerek manevi, gerek iş gücü olarak.... Bazen de gerçekten hiç bişi yapmayarak.... İlkyardım gibi düşünün.... Bilmiyorsanız dokunmayındır ilk kural... Sanki bu bir ilkyardım gibi... Nereler var derseniz:
http://anadolumera.com/ (Ki kanatimce en iyi ve en güncel bilgilerle çalışanlarından biridir. Bu topluluğa ben de dahilim.)
http://www.dogadernegi.org/
http://www.bugday.org/
http://yeryuzudernegi.org/
Bunlar aklıma ilk gelenler, mutlaka başkaları da vardır. İş yapanları küçümsemeyi bırakıp, işin bir ucundan tutmalıyız artık... Daha yapacak çok iş var!
Konu ile ilgili başka merak ettiğiniz şeyler için bana mesaj atabilirsiniz. Elimden geldiğince her zaman yardımcı olmaya çalışırım.
Not 2: Internette bu tür haberler var;
http://m.milliyet.com.tr/Local/Article?ID=853428
http://m.haberler.com/yaban-hayvanlari-icin-dogaya-3-bin-meyve-fidani-8288426-haberi
Buradaki kilit nokta "Yaban" ve "Fidan" kelimeleridir. Bunlar güzel kapsamlı projeler. Yani ormandan yabani türü alıp, çoğaltıp yeniden ormana dikip adapte etmek süreciyle gerçekleştirilen projeler. Yani evde yediğimiz ehlileştirilmiş türler değil. Ormanların geçiş ve sınır alanlarındaki yemişli türlerin üretilmesiyle ilgili projeler. Çoğu Orman Bölge Müdürlükleri çalışmalarıdır, amenajman planlarına uygun işliyordur. Umarım kulaktan kulağa söylentiler yerine böyle projelere destek artar...
Not 3: Şaka bir yana notlar yazıdan uzun yer tutacak galiba :D
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder