29 Mart 2013 Cuma

Hayat Dışarda!

Bir proje bütçesi üstünde çalışırken ne kadar rahat olduğumu farkettim geçen gün. Projesini benim çizdiğim, içeriğini ve eğitim programını bir arkadaşımın hazırladığı bir proje bu. Fikir olarak evet benim için çok kıymetli. Az buz değil, derdimiz çocukları doğaya çıkarmak. Güzel tabi böyle bir projenin uygulamasını yapabilmiş olmak.

Proje yöneticisi de orada, o da pek bir ciddi, bütçe toplantısına yetişecek, hemen halletmesi lazım bu dosyayı. Arkadaşım yanımda hafif stresli, hafriyat için bu kadar gerek, meşakkatli iş, o öyle, bu böyle diye heycanlı heycanlı konuşurken bir an durdum ve uzaktan baktım halimize. Ne kadar da ciddiye alıyor işini. Ne güzel diye düşündüm. Hakkını yiyemem, iyi de iş çıkarıyor. Ben de yapıyorum işimi hakkıyla ve evet iyi de iş çıkarıyorum ama ne kadar da rahatım. Hem de beni bile rahatsız edecek derecede rahatım.

Gariptir ki o kadar panik yapıp heycanlandıkları işi yapmam en fazla on dakikamı aldı...

Kahretsin yine rahatım.

Aradan günler geçti. Sonra durduk yere bir sabah bu ilginç durum yine geldi aklıma. Yahu yine rahatım!

Sonra bir an düşündüm. Peki dedim isteyerek okuduğum ve severek yaptığım mesleğim neden beni heycanlandırmıyor? Neden ciddi olamıyorum? Peki ben hangi işi ciddiyetle, sorumlulukla ve heycanla yapıyorum?

O anda geldi işte aklıma... Dağcılık, trekking, rehberlik... Liderlik yetisi gerektiren, içerisinde doğa barındıran, beni zorlayan, zihnimi çalıştıran, kaybetme riskimin olduğu, insanların sorumluluğunu alıp dağ taşa çıkardığım her işi mutlulukla, heycanla ve ciddiyetle yapıyorum. En önemlisi bundan haz alıyorum, huzur duyuyorum.

Peyzaj mimarı olmasam bu kadar içiçe olabilir miydim bu işle? Sanmıyorum. Evet doğayı okumak içinde yaşanarak öğrenilir ama ben bunu mesleğimle katmerledim. Yinede bu ülkede peyzaj mimarlığı yapmaktan mutlu değilim. Bir meslek ancak bu kadar mundar edilir bir sistem içinde. Hep diyorum ya "Arkadaş bizim işimiz sistem kurmak" diye. Karşılaştığım tepki ise hep şu:

- Aaa peyzaj mimarı mısın? Ne güzeeeel. Hep çiçeklerle uğraşıyosun. Siz park bahçe yapıyordunuz değil miii?

Yok şekerim. Öyle değil o işte. O dediğin sadece bir tırnağı olabilir bu mesleğin. Ben bugün hobi olarak yaptığım doğa rehberliğini bu kadar ciddiyetle ve hakkıyla yapıyorsam eğer, bu mesleğim sayesindedir. Bütünü uzaktan görebilmekten, onu algılayabilmektendir. Sistemi, içindeki bütün elemanlarıyla tanımlayabildiğimdendir. Diyorum işte; sistem kurmaya çalışıyorsan eğer, içinde bulunduğun sistemi de çözebilirsin.

Ekosistem ve döngü mantığı temelde buna dayanır. Hepimiz bu sistemin bir parçasıyız.

Şimdi daha iyi anlıyorum "Seveceğin bir meslek seçersen hayatın boyunca çalışmış olmazsın" sözünü. Biraz değiştirmek istiyorum bunu. Sevdiğin mesleği seçip onu doğru alanda uygularsan hayatın boyunca çalışmış olmazsın. Yaşam enerjini ancak böyle verebilirsin sistemin bütününe. Mesleğini ismine göre motamot uygulamak değildir onu doğru yapmak. Bir felsefe öğrenmelisin mesleğinden ve o felsefeyi hayatının en güzel yerlerine uygulayabilmelisin.

İşte o zaman yaşamak olur o.

Şu an için sadece dağda taşta kendimi yaşıyormuş gibi hissediyorum. Hah! Şehirde bunu hissedebileceğime kesinlikle inanmıyorum. Derdim onu anlatmak değil. Gelecekte umarım her günümde kendimi yaşıyormuş gibi hissedeceğim.

Bu şehri değerlilerimi de alıp elbet bir gün bırakacağım. Emekliliğimi beklemeden hemde!!

Toplum baskısının kurbanı olmamak lazım. Hayat dışarda. Hepinizin konfor alanının dışında canlarım benim.
Hadi biraz cesaret! Hadi!

Çıkarın artık kafanızı o topraktan.

HAYAT KONFOR ALANININ BİTTİĞİ YERDE BAŞLAR

Tasarımcısını bulamadım. Bilen varsa bi el etsin de kaynak göstereyim.

Not: Bu arada deve kuşu da çok sevimli hayvandır ha.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder