18 Eylül 2012 Salı

Sistem Artığı

Bu sistem beni yutuyor. Nefes alamıyorum artık. Dağlarıma gitmek istiyorum.

Bir şeye sahip olmak suç bu sistemde. Ev, araba, su, elektrik, kaldırım, sokak, kedi, çöp, toprak... Evet sahip olduğun toprağa bile verği alıyor sistemin uşakları. Sanki toprağa mineralini, havaya suyunu veriyorlar da kendi mallarıymış gibi allahın toprağından vergi alıyorlar!

İmdat.

1 Temmuz 2012 Pazar

Zamanı Satın Almak

Peyzaj Mimarı olarak bitkisel tasarımları yaparken n'apıyoruz? Yapısal tasarımı bitiriyoruz ve ardından başlıyoruz yuvarlak yuvarlak ağaçları çizmeye. Şu ağaç mavi ladin olsun, yaklaşık fidan yaşı 10 yıl olsun, dikkat çekme öğesi olsun, koyu yeşil fon önünde masmavi göze batsın vb. Bitkisel tasarım bittikten, proje onaylandıktan sonra n'apılıyor? Düşülüyor yollara bir fidanlığa gidiliyor. Bitkiler şeçilmeye başlanıyor, peyzaj değeri en yüksek olanı, kök boğazı en kalın, yaprakları en parlak olanı ve mutlaka dikkat etmeli ki hastalığı olmasın. Tabi ki bir de ucuz olsun ki bitki üzerinden kar edilebilinsin.

29 Haziran 2012 Cuma

Kovuk

Bu kadar zor muymuş sade olmak?  Doğa anamın koynundan daha fazlasını istememek bu hayattan? Birileri kendi toplumu, kendi kültürü, kendi fikirleri doğrultusunda esir olurken, kafanı kaldırıp derin bir nefes almak... Bu kadar zor muymuş?

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Silybum marianum - Diken olma yolunda ilk adım...


Peyzaj mimarlıği basit bir doğa taklitçiliği olmamalı. Unutulmamalı ki biz peyzaj mimarları elimizi sürmeden de doğa çok güzel ve yaşanılabilir bir mekan. Doğanın parmağını bile değdiremediği, steril alanlar yaratmak değil bizim işimiz. Ama ne yazık ki  günümüz piyasasında doğa sömürücülerinin bir numarası peyzaj mimarları. Çünkü diğer meslek grupları bilmeden, bizse doğanın hassas dengelerini bilmemize rağmen bozuyoruz bu teraziyi ve şehirlere hizmet ediyoruz. (Bu dengelerin bilindiğini ümit ederek yazıyorum ya da belki de bilinmediğini... Hangisi daha kötü bilemedim.)

Ne mimarız biz, ne tasarımcı. Aslında bütüncül bir anlayışa, görüşe sahip olabilmeliyiz bu mesleği yaşarken. Ekolojiden anlamalıyız öncelikle, madem manzara (Peysage - Landscape - Peyzaj, tam türkçesi manzara) mimarıyız doğanın sesini mutlaka bilmeliyiz. Amacımız doğanın sesini taklit edip şehirlere indirgemek değil, doğanın sesini yükselterek varlığını ve bizim de onun bir parçası olduğumuzu insanlığa anlatmak olmalı.

Yeni bir doğa, ekosistem yaratamayız ama var olanla beraber yaşayabiliriz. Biz insanlarla doğa arasında ki bağ olmalıyız aslında; şehrin duvarları arasına sıkışarak süs havuzları yapıp, tropik bitkileri saksılara tepiştiren pazarlama oyuncakları değil!